23 Ekim 2012 Salı

İMRAN GÜNEŞ
Sén Ölümün Gölgesinde Yaşamak Nedir ßilirmisin  Sénsiz ßir Hayat NasıLdır ßiLirmisiN Cané... ßilmezsin,ßilemezsin,yaşamadan Göremezsin Cané...






BiLİR MiSiN? <<

Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?
Nöbetçiler ha gördü ha görecek
Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek...
Ama... Bir adım daha atamazsın.
Uzanıp tutamazsın;
Göz pınarlarında donup kalır hayallerin
Planların kaçışın kurtuluşun
Ve deler
sevgi dolu yüreğini
Sevgi bilmeyen bir kurşun.

Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?
Batan bir gemiye el sallayamamak
Oturup ağlayamamak
Birkaç kulaç ötedeki
Bir tahta parçasını tutamamak
Nedir bilir misin?

Sevmek nedir bilir misin?
Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır
Bütün benliğini sarar ısıtır.
Her
gülüşte yeniden doğarsın
Ve bin kere ölürsün her iç çekişte
Nasıl anlatsam bilmem ki.
Yani "sevmek" işte.

Duymak nedir bilir misin?
Duymak ama anlatamamak
Çemberini kıramamak
kelimelerin.
Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek
"Seviyorum" diyememek
Yani
ölümü yaşamak nedir bilir misin...
İmran GÜNEŞ




KADER ZALİM KADER

Bana soru sormayın
cevap anahtarı değilim
Beni kedere boğmayın
doğuştan içerliyim
Gezdiğim yerlerin
manzarası yok aklımda
Kokladığım çiçekler
kokusuzlar aslında
Yürüdüğüm yollar
hem çamurlu hem batak
Konuştuğum insanlar
hep sahtekâr hep ahmak
Gördüğüm rüyalar
karabasanlar alemi
Dinlediğim şarkılar
damardan ve elemli
Baktığım bütün fallar
çıkmamaya yeminli
Çaktığım kibrit bile
bana gelince nemli
Artık sınırlarıma
dikenli teller çektim
Bazıları için tek
çoğusu için hepyektim


İmran GÜNEŞ




Dara Gençlik
Sırtıma saplanan bu kanlı hançer
Bedenden ziyade cana ihanet
Sanma hiç acısı gün gelir geçer
Var olduğum her bir âna ihanet

Cümle anıların boynu hep bükük
Candan çok sevene reva mı bu yük ?
Ettiğin kötülük o kadar büyük
Bugüne yarına düne ihanet
Şiirlerle ettim her iltifatı
Vefasız vicdanın ne kadar katı
Adının önünde hain sıfatı
İhanet derim ben buna ihanet

Senden bu boynumu büken karanlık
Gözümden bunca yaş döken karanlık
Sayende bahtıma çöken karanlık
Ufuktan doğacak güne ihanet

imran’a cezadır seninle
cennet
Aklımı yitirip geçirsem cinnet
Sen gibi kalleşe eylemem mihnet
İhanet ettin sen bana ihanet.../
İmRaN GüNeŞ



MARDİN

Hani derler’ya avrupanın parisi gecelerin ışığı gündüzlerin çıkmaz yolu
gerdanlık akşamları gündüz kaçamaklı.
kalesi ferah
güzeldir tahtları
asi dir
insanı delikanlıdır adamları

kat kat tır evleri neşe dolu günleri
menderesi bir şahane.zindanı bir efsane
şanlıdır meydanı sevendir
insanı
büyüktür ovaları dardır
sokakları

adıyla şanıyla
güzeldir.MARDİN
diğer adıyla efsanenler diyarı.
reyhani dans ve oyunları.
ve şimdi adını saklama mardin

GÜNEYDOĞUNUN PARİSİ mardin


İmran GÜNEŞ




Bu Alemde Kral Tanımam !




Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı
Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi
Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum
Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken
Ben hergün azraillen dans ediyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

Sen sıcak yatağında rahat uyurken
Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına
Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum
Gülüm ben bu alemde kral tanımam

İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa
Bende seni o kadar çok seviyorum..
Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam
Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..!
 
 
İmran Güneş